Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir (*). Çünkü bütün Nüzhet'ler aslında içimizde büyüttüğümüz, hiç haketmediği halde gözlerine türlü anlamlar yüklediğimiz, dünyada hiçbir insana nasip olmayacak saflıkta bir kalbi kendisine yakıştırdığımız, gerçeğiyle cismi dışında hiçbir alakası bulunmayan nesnelerdir.
Nüzhetlerden birine aşık olan kişi aslında kendisine aşık olmuştur ve tek taraflı olan her aşk yalnız kaldığımız zamanlarda kalbi besleyen bir serumdan ibarettir. Evet aşk bir gıdadır ve gıdasız kalınılan durumlarda vücut kendi kendini beslemeye çalışır. Bu haliyle karşılıklı olmayan aşk sanıldığı gibi tamamıyla zararlı bir olgu değildir. Ama ilerleyen zamanlarda tembelliğe de alıştırabilir insanı o fena tabi.
Evet; yalan söylememelidir dünyanın hiçbir Nüzhet'i ve yalan söylemez zaten dünyanın hiçbir Nüzhet'i.
(* Dokuzuncu Hariciye Koğuşu-Peyami Safa)
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
2 comments:
ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR INSAN'A MUTLU OLSUN DİYE '' SEN İYİSİN '' DERLER YAA HANİ ONU DÜŞÜNMEK LAZIM BİRDE...
Aşk ve Felsefe.....(I)
Binlerce yıl boyunca hayatın, evrenin, insanın sırlarını arayan filozoflar küçümsemeyle "aşk" konusuyla hemen hemen hiç ilgilenmediler, insanın en temel duygularından birinin varlığını "önemsiz insanlara ait" bir mesele gibi gördüler.
Sadece mantıktan oluşmuş "duygusuz" bir dünyanın sırlarını çözmenin peşine düştüler.Evrenin bazı sırlarını sezseler de "insan" onlar için bir sır olarak kaldı.Aşk konusunu felsefenin sınırları içine çeken ilk filozof Arthur Schopenhauer oldu.Huysuz ve karamsar bir adam aşkın sırlarını aradı.Felsefeyle ilgilenmeye başladığında kendisinden önceki filozofların aşka hiç önem vermemiş olduklarını şaşırarak fark etti..
Aşk ortaya çıktığında "mantığı" yok ediyor, mantıklı düşünme düzenini parçalıyor, aklın kavrayamayacağı tuhaf bir kaos yaratıyordu.Felsefenin "mantık tutkusu", bu mantıksızlığın kapısından geçemiyor ve bu anlaşılması zor karmaşayı yok saymayı yeğliyordu."Aşk en ciddi işleri sekteye ugratiyor, hatta en büyük zihinleri bile kariştiriyor. Devlet adamlarinin müzakerelerine, bilim adamlarinin araştirmalarina burnunu sokuyor,en sofu din adamlarını baştan cıkartıyor,bir yolunu bulup bakanliga ait evraklarin arasina, filozoflarin müsveddelerine, küçük aşk mektuplari, saç lüleleri olarak ilişiyordu."Ve Schopenhauer, "mantigin" aşk karşisindaki yenilgisine "mantikli" bir neden buldu......
devamı.......Aşk ve Felsefe.....(II) ve (III) icin, http://gaykedi.blogspot.com/ bu ilk bölümüydü (I)
Post a Comment